Healthcare Consulting - Top Quality Aesthetic

The ultimate experience

Hastalarımıza tedavi için ihtiyaç duydukları bilgileri ve faydalı tıbbi tavsiyeleri veriyoruz ve gerekli işlemleri yürütmede kararlar alıyoruz, Ameliyat olsun ya da olmasın. Sertifikalı doktorlarımız hastalarımıza hizmet vermeye adamıştır.

MON-FRI

Saturday

Sunday

10:00 – 20:00

10:00 – 17:00

12:00 – 17:00

TIM LLC .Licence No: A – 7042
Inonu Mh. Cumhuriyet Cd. No : 105/1 
Şişli / ISTANBUL / TURKEY

Our Services

breast augmentation by fat istanbul

Facebook
Google+
Twitter
LinkedIn
Diyabet veya diğer adıyla şeker hastalığı, kanınızda akan glukoz (şeker) miktarının çok fazla olduğu durumlarda meydana gelen yaygın bir hastalıktır. Vücudumuzda midenin arka kısmında pankreas adında bir bez bulunur. Bu bez kan şekerini düzenleyen hormonlar salgılar.
Şeker hastalığı

Bu hormonlardan biri insülindir. İnsülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan ve kan şekeri yüksekliği ile seyreden, kronik ve ilerleyen bir hastalıktır. İnsülin, vücudumuzda pankreas tarafından salgılanır, yemeklerle alınan besinlerdeki şekerin hücre içine girerek enerji olarak kullanılabilmesi için anahtar görevi görür. İnsülinin yokluğu veya etkisizliği sonucu hücre içine giremeyen şeker kanda yükselmeye başlar. Bölgelere göre değişmekle birlikte ülkemizde ortalama %7 oranında diyabetli bulunmaktadır. Diyabetin sınıflaması en son kabul edilen şekle göre;

  • Tip 1 diyabet,
  • Tip 2 diyabet,
  • Gebelik (Gestasyonel) diyabeti,
  • Diğer sebeplere bağlı (ilaç kullanımına, hormonal bozukluklara, v.b) olarak belirlenmiştir.Şeker hastalığı

Vücudunuz Glukozu Normalde Nasıl Düzenler?

Besin tükettiğinizde kanınızdaki glukoz miktarı birden yükselir. Bunun nedeni tükettiğiniz besinlerin glukoza (hücreleriniz için kullanılabilir enerjiye) çevrilip vücudunuzdaki hücrelere dağıtılması için kana girmesidir. Pankreasınızda bulunan özel hücreler glukoz artışını anlayabilir ve bunun için kanınıza insülin salgılayabilir. İnsülinin pek çok görevi vardır fakat en temel görevlerinden biri kan şekeri seviyesini düşürmeye yardım etmektir. Bunu da kanınızdan hücrelerinize glukoz taşıyan bir sistemi harekete geçirerek yapar. İnsülin aynı zamanda karaciğerde glikojen sentaz denilen bir enzimi uyararak kan şekeri seviyenizi düşürmeye yardımcı olur. Bu molekül glikojen (uzun bir glukoz şeridi) üretmekle sorumludur, üretilen glikojen karaciğerde depolanır ve kan şekeri seviyesinin düşük olduğu zamanlarda kullanılır. İnsülin vücudunuzda etkisini gösterdiği zaman, kanınızdaki glukoz miktarı yavaş yavaş yemek yemeden önceki haline geri döner. Yakın zamanda yemek yemediğinizde ölçülen glukoz seviyesi (açlık kan şekeri) 3,5-6 mmol/L (70-110 mg/dL) değerleri arasındadır. Bir yemeğin hemen ardından ölçülen değerler ise neyi ne kadar yediğinize bağlı olarak 7,8mmol/L (140 mg/dL) değerlerine kadar yükselebilir.

Diyabette Neler Görülür?

İki çeşit şeker hastalığı vardır: Tip 1 ve Tip 2 diyabet. Her iki tipte de vücudunuz, kanınızdan hücrelerinize şeker taşımakta güçlük çeker. Bunun sonucunda kanınızdaki glukoz seviyeleri yükselir ve hücrelerinizdeki glukoz seviyesi düşer. Tip 1 ve Tip 2 diyabet arasındaki en büyük fark, kan şekerinizin normal değerlerden sapmasına sebep olan farklı mekanizmalardır.

Tip 1 Diyabet:

Tip 1 diyabet hastalarının vücutlarında tam bir insülin eksikliği mevcuttur. Bunun asıl nedeni henüz bulunmamış olsa da, insülin üreten hücrelerin vücudun kendi bağışıklık sistemi tarafından yok edildiği bilinmektedir. Bu durum özbağışıklık veya otoimmünite olarak bilinir. Otoimmünite, bağışıklık sisteminin bazı vücut hücrelerini yabancı olarak düşünüp bu hücreleri yok etme listesine almasıyla gerçekleşir. Vücut sonunda tüm bu hücreleri yok eder ve şeker hastalığı belirtileri ortaya çıkar.

Tip 1 Diyabet için Kimler Daha Yüksek Risk Taşır?

Tip 1 diyabet gelişme riski;

  • Anne, baba kardeş gibi birinci derecede yakın akrabalarında Tip 1 diyabet olanlarda,
  • Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlarda,
  • Gebelik sırasında diyabet ortaya çıkan kadınlarda daha yüksektir.

Tip 2 Diyabet:

Tip 2 diyabet hastaları insülin üretebilir fakat vücutlarındaki hücreler insüline karşı belli bir direnç kazanmıştır. Tip 2 diyabet, insüline dirençle başlayan ve insülin salgısının tamamen durmasıyla sonuçlanabilen bir süreçtir. Hücreler insüline dayanıklı hâle gelmeye başladığında vücut bu etkinin üstesinden gelebilmek ve glukoz seviyesini normal değerler arasında tutabilmek için daha fazla insülin üretmeye başlar. Aslında erken dönem Tip 2 diyabet hastalarının insülin seviyeleri, şeker hastası olmayan insanlarınkinden daha fazladır. Ancak vücut sonunda bu dengeyi sağlayamaz duruma gelir ve kan şekeri seviyesi yükselmeye başlar. Pankreas hücreleri sürekli daha fazla insülin üretmek için çalışır ve sonunda tahrip olurlar. Tip 2 diyabet ilerlemeye devam ettikçe hastalar vücutlarında yeterli molekül miktarını sağlamak için insülin takviyesi almaya başlar.

Gestasyonel Diabetes Mellitus (Gebelik Diyabeti)

Gestasyonel diabetes mellitus ilk kez gebelik sırasında ortaya çıkan glukoz tolerans bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Bununla beraber bu tanım, gebelikten önce diyabeti olduğu halde gebelik sırasında tanı alan (gebelikten önce tanısı konulamamış pregestasyonel) vakaları, gestasyonel diyabet vakalarından ayırt etmekte kimi zaman yetersiz kalmaktadır.

Obezite ve diyabetin artması ile tanı konmamış tip 2 diyabetli gebe sayısı da artmaktadır. Bu nedenle, ilk prenatal vizitte standart kriterlere göre diyabet tanısı alan gebelerde gestasyonel diyabet yerine, ‘aşikar diyabet’ tanısı konulması önerilmektedir. Gebeliklerin ortalama olarak %10’unda GDM görüldüğü tahmin edilmektedir. Bu oran, araştırılan popülasyona ve kullanılan tanısal yöntemlere bağlı olarak %1 ile %22 arasında değişmektedir.

Gestasyonel diyabet, genellikle gebeliğin 24. haftasından sonra plasenta hormonlarının insülinin etkilerini bloke etmesine (insülin direncini arttırmasına) bağlı olarak gelişir. Gebelikte kan glukoz regülasyon bozukluğu, özellikle de gebelikten önce diyabeti olan hastalarda, hem anne hem de bebek için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Şeker hastalığı

Gestasyonel diyabet tanısı alan anne adaylarında preeklampsi ve erken doğum riski artmıştır. Yenidoğanda ise makrozomi, neonatal hipoglisemi, sarılık, hipokalsemi, polisitemi, solunum sıkıntısı sendromu (respiratuvar distress syndrome: RDS), konjenital malformasyonlar ve ölü doğuma neden olabilir.

Doğumdan sonra gestasyonel diyabetli kadınların çoğunda glukoz metabolizmasında düzelme görülmekle birlikte sonraki gebeliklerinde gestasyonel diyabetin tekrarlama riski (yaklaşık %50) yüksektir; ayrıca ileriki yaşamlarında tip 2 diyabet gelişme riski de %70-80’e kadar varmaktadır. Bu sebeple gestasyonel diyabet tanısı almış kadınların doğum sonrasında diyabeti düzelse bile prediyabetli olarak kabul edilip diyabetten korunma programlarına alınmaları ve takip edilmeleri gereklidir.

Prediyabet Nedir?

Bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın, diyabet koymak için yeterli yükseklikte değilse, kişi prediyabet ya da bazen halk arasında gizli şeker olarak tanımlanır ve tip 2 diyabet gelişme riski bu kişilerde belirgin olarak artmıştır.

Prediyabet hastalarının gün boyu kan şekeri düzeyi normaldir ve diyabetin temel belirtileri görülmez. Prediyabet, kişinin tip 2 diyabete yakalanma riskinin arttığını gösterir. Ayrıca, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riski 1,5 kat daha yüksektir. Eğer prediyabet ciddiye alınır ve kişiler yaşam tarzlarını değiştirirlerse diyabetin ortaya çıkışını geciktirebilir veya önleyebilirler.

Kan Şekeri Sürekli Yüksek Seyrederse Hangi Belirtiler Olur?

Çok idrar yapmak, Sık idrara çıkmak

Vücutta insülin yapılamadığı zaman, insülin hormonunun normalde sorumlu olduğu işlevler yapılamaz, yani glikoz hücreler tarafından enerji olarak kullanılamaz ve kanda birikir. Belli bir düzeyden sonra da böbreklerden idrar yolu ile şeker atılmaya başlar. İdrarla atılan şeker beraberinde suyu da sürükleyeceğinden kişi çok idrar çıkarmaya ve sık idrara çıkmaya başlar.

Çok su içmek

İdrarla aşırı su kaybedilince aşırı su içme ihtiyacı duyulur.

Zayıflamak

Öte yandan alınan gıdalardan yararlanamayan vücut hücreleri enerji kaynağı olarak depolardaki yağları yakıt olarak kullanmaya başlar ve kişi zayıflar.

Bulanık Görme

Kandaki glikoz seviyesinin yüksekliği, bulanık görmeye neden olur. Bunun ana nedeni, kandaki glikoz seviyesinin yükselmesi ile artan idrara çıkmanın neden olduğu sıvı kaybıdır. Vücudun tüm dokularından su çekildiği için göz ve göz merceği de sıvı kaybeder ve odaklanmakta zorlanır.

Bulantı ve Kusma

Diyabet ilerlediğinde insülin üreten pankreas hücreleri zarar görür. İnsülin eksikliği de hücrelerin kandaki glikozu kullanamamasına neden olur. Enerji üretmek için yağ hücreleri yıkımı başlar ve keton cisimcikleri oluşur. Ketonlar hücrelere enerji sağlar; ancak kanın asitlik düzeyini de artırırlar. Bu duruma da ketoasidoz adı verilir. Mide bulantısına neden olur. Çocuk çağı diyabetinde, söz konusu bulantı, kusma şikayetleri çok yaygındır.

Enfeksiyonlara Eğilim

Diyabetli kişilerde enfeksiyon eğilimi daha fazladır. Bu da daha kolay grip olma gibi sonuçlar doğurabilir. İdrar yolu enfeksiyonu da daha sık görülebilir.

Cilt Sorunları

Diyabetli kişilerde cilt kuruması artar. Bu da kaşıntıyı tetikler. Ayrıca ayak bakımı da çok önemlidir.

Bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken süre, pankreas bezinin beta hücrelerindeki tahribatın miktarına ve yakım hızına bağlıdır. Tahribat haftalar, aylar, hatta yıllar boyunca sürebilir. Tahribatın hızlı ve kısa sürede tamamlandığı durumda vücut enerji ihtiyacı için kendi proteinlerini ve yağlarını kullanmak zorunda kalır. Özellikle yağların aşırı yıkımıyla oluşan, keton cisimleri adı verilen son ürünler vücut için zararlı atıklardır, vücutta birikerek ketoasidoz denilen acil tabloyu meydana getirirler. Ketoasidozun belirtileri ise, karın ağrısı, hızlı solunum, aşırı halsizlik ve yorgunluktur. Böyle bir durumda derhal acil olarak hastaneye başvurmak gerekir.

Şeker hastalığı

Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılır?

Diyabet gibi kronik bir hastalığa yakalandığınızı öğrenince haklı olarak moraliniz bozulacaktır. Ancak olumlu yanı, diyabetin tedaviye çok iyi yanıt veren bir hastalık olmasıdır. Üstelik çevrenizdeki insanlara diyabet olduğunuzu söylediğinizde, ne kadar çok tanıdığınızın sizinle aynı durumda olduğunu ve genelde gayet normal, üretken bir yaşam sürdüklerini görünce şaşıracaksınız. Ayrıca diyabet üzerine muazzam araştırmalar yapılmakta olması, ileriki yıllarda yeni tedavi yöntemleriyle tanışmaya devam edeceğiniz anlamına gelir. –

Diyabet Tedavisinin Amacı:

Diyabet tedavisinde amaç kan şekerinizi ve diğer risk faktörlerini (kolesterol ve tansiyon gibi) kontrol altında tutarak, uzun dönemde komplikasyonların meydana gelmesine fırsat vermemektir. Bu amacı ne ölçüde başarabileceğiniz yaşınıza, kilonuza, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarınıza, çalışma programınıza, önceki sağlık sorunlarınıza ve diyabetinizin Tip 1 ya da Tip 2 olmasına göre değişiklik gösterecektir. Bütün faktörleri göz önüne alan kişisel bir tedavi planı uygulamanız, ayrıca bu planı düzenli yerine getirmek için sabır ve kararlılık göstermeniz gerekecektir. Bu, pek çok diyabetli için kan şekeri düzeyini sürekli takip etmek, belli yiyecekleri kısıtlamak, kilo vermek ve ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla ilaç almak anlamına gelmektedir.

İnsülin Vücuda Nasıl Enjekte Edilir?

İnsülin derinin hemen altında ve kasın hemen üstünde yer alan deri altı yağ dokuya enjekte edilir. Vücudunuzun her yerinde cilt altı yağ dokusu olsa da enjeksiyon yaparken damar ve sinirlerin yoğun olduğu yerler tercih edilmez. Bu yüzden önerilen bölgeler karın, kolun ve bacakların üst kısmı ve kalça bölgeleridir.

İnsülin kalemi kullanıyorsanız; önce kalemi hazırlayın.

  • Ellerinizi yıkayın.
  • Kalemin üst ucundaki skaladan insülin dozunu ayarlayın.
  • Kalemin kapağını açın.
  • İnsülini alt üst edin.
  • Kalemin alt ucundaki iğnenin kılıfını çıkarın.
  • İğnenin ucuna insülin damlası çıktığından emin olun.

Eğer iğnenin ucunda damlacık görmüyorsanız 1-2 ünite insülini boşa yaparak muhtemel havayı çıkartın.

Diyabette Erken Teşhis İçin Geç Kalmayın!

Diyabet şüphesi olan hastalarda kesin tanı konulması için 8 saatlik açlık sonrası kan şekeri ölçümlerine bakılır. Açlık kan şekeri 126 mg/dl ve üzerinde çıkarsa şeker hastalığı teşhisi konulur. Ancak teşhisin kesinleşmesi için birkaç gün sonra tekrar kan şekerine bakılır. İkinci ölçümde de 126 mg/dl den fazla ise kesin diyabet hastalığı teşhisi konulur.

Açlık kan şekeri 100 ile 126 mg/dl arasında çıkarsa bu kişilere de şeker yükleme testi yapılır. 75 gr şekerli su,10-16 saatlik açlık sonrası ve sabah içirilir ve 2. saat kan şekerine bakılır. 2. saat kan şekeri 200 mg/dl üzerinde ise diyabet hastalığı tanısı konuluyor.

Prediyabet Tanısı Nasıl Konur?

Açlık kan şekeri 100-125 mg/dL arasında ise şeker yükleme testi (OGTT: Oral glukoz tolerans testi) yapılarak prediyabet araştırılmalıdır.

Çocuklarda Diyabet Tanısı Nasıl Konur?

Tip 1 diyabet ani başlayan bir problem olduğu ve genellikle şiddetli bulgularla ortaya çıktığı için çocuklarda tanısında güçlük çekilmez. Çünkü çok su içme, çok idrar yapma, kilo kaybı gibi belirtiler önemli ipuçlarıdır.

Bunun dışında herhangi bir zamanda bakılan kan şeker değerlerinin yüksek yani 200’ün üzerinde olması da tanı için yeterlidir. Eğer, klinik bulgularla ve herhangi bir zamanda bakılan kan şekeri yüksekliğiyle tanı konulamıyorsa erişkinlerde olduğu gibi açlık kan şekerine bakılır. 126 miligramın üzerindeki açlık kan şekeri sonucunun tekrarlanan ölçümlerde de elde edilmesi halinde çocuğa diyabet tanısı konur. Eğer, bunlara rağmen hala tanıda güçlük çekiliyorsa, yükleme testine başvurulur.

Çocuklarda diyabet tanısında şeker yükleme testi nadiren kullanılmaktadır. Çünkü çoğu vakaya buna gerek kalmadan tanı konmaktadır. Yükleme testi yapılan bir çocuğun kan şekerinin ikinci saat 200 miligramın üzerinde olması diyabet tanısı için yeterlidir.

OGTT Nasıl Yapılır?

  1. aşama: Kişinin 10-12 saat açlıktan sonra kan şekeri ölçülür.
  2. aşama: Özel hazırlanmış 75 g şeker içeren sıvı içildikten 2 saat sonra tekrar kan şekeri ölçülür.

Şeker yükleme testi yapılan kişilerde, 2. saatteki plazma glukoz düzeyinin 140 mg/dL’nin üzerinde fakat 200 mg/dL’nin altında olması da bozuk glukoz toleransı olarak adlandırılır. İşte açlık kan şekerinin 100-126 mg/dL arasında olması ya da şeker yükleme testinin 2. saat tokluk değerinin 140-200 mg/dL arasında olması prediyabet (diyabet riskinin arttığı) durumlarıdır.

Şeker Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Diyabet hastasının rutin olarak kontrollerinin yapılması ve ilaçlarını düzenli olarak kullanması gerekmektedir. Ayrıca verilen diyete de uyulmalı ve insülin kullanımında hassas olunmalıdır.

Yılda en az bir kez göz ve böbrek muayenesinin, 2 yılda bir dış muayenesinin yapılması gerekmektedir.

Diyabet hastaları için ayaklar da önemlidir. Bu sebeple her gün ılık sabunlu su ile yıkanmalı ve ardından kurulanmalıdır.

Cilt kuruluğu sebebiyle nemlendirici bir krem kullanılmalıdır.

Çıplak ayakla dolaşılmamalı, yaz mevsiminde de çorap giyilmelidir. Çorap seçiminde pamuklu olanlar tercih edilmeli ve bacağı sıkmayan, iz bırakmayan çoraplar giyilmelidir.

Ayaklarda nasır oluşumu başladığında mutlaka cildiyeye gidilmeli ve tedavi edilmelidir. Ayak tırnakları düz olarak kesilmelidir.

Ayakkabı seçiminde ise ayağa tam oturan, sıkmayan ve vurmayan ayakkabılar tercih edilmelidir.

Sigara ve alkolden sakınılmalıdır.

Stres ve sıkıntıdan uzak durulmalıdır.

Şeker ölçüm aleti temin edilmeli ve takibi düzenli olarak yapılmalıdır.

Rutin kontrollere zamanında gidilmesi, ilaç ve insülinin düzenli kullanımı, düzenli beslenme ve egzersiz artık diyabet hastalarının alışkanlık haline getirmesi gerekenlerdendir.

TIM

TIM

Leave a Replay

About Us

Hastalarımıza tedavi için ihtiyaç duydukları bilgileri ve faydalı tıbbi tavsiyeleri veriyoruz ve gerekli işlemleri yürütmede kararlar alıyoruz, Ameliyat olsun ya da olmasın. Sertifikalı doktorlarımız hastalarımıza hizmet vermeye adamıştır… Hakkımızda

Our Deparments

Recent Posts

Follow Us

Protfolio Tags

Sign up for our Newsletter

Don’t worry we don’t send spam emails

Shopping Basket